Samanyolunda Kara Delik

Güneş Sisteminin de parçası olduğu Samanyolu Gökadası’nın merkezinde dev bir kara delik bulundu. Evrendeki hiçbir maddenin hatta ışığın bile çekiminden kaçamadığı kara delikler, girdap gibi çevrelerindeki herşeyi emiyor. Amerikan ve Japon gökbilimcilere göre, Samanyolunun göbeğindeki bazı yıldızların girdaba kapılmış gibi gözükmeleri kara deliğin çekim alanına girdiklerini gösteriyor. “Kara Delik” terimi, ilk kez Princeton Üniversitesi fizikçilerinden John Wheeler tarafından 1968’de yazdığı bir makalede kullanmıştı. Ancak kavram olarak varlığını Albert Einstein’a, ünlü bilimadamının görecelik kuramına borçluyuz. Evrendeki en yoğun cisim olan kara delikler, gaz, bulut, göktaşları hatta dev yıldızları emecek çekim gücüne sahip. Gökbilimciler evrendeki her gökadanın merkezinde kara delik bulunduğuna inanıyor. Bunun bir istisnası, bizim de içinde bulunduğumuz Samanyolu’ydu. Ancak Amerikalı gökbilimci Alan Bunner, artık bu tezin yanlış olduğunun anlaşıldığını söylüyor: “Bu konuda Samanyolu’nun farklı olduğunu sanıyorduk. Diğer gökadalarda gördüğümüzün aksine, merkezinde durumun sakin olduğunu, girdapa kapılmış yıldızlar bulunmadığını tahmin ediyorduk.”

Kara deliklerin yakınındaki geriye dönüşü olmayan noktaya “olay ufku” deniyor ve herhangi bir cisim yanlışlıkla bu olay ufku içine girerse, bir daha çıkamıyor. İçlerinden ışık bile sızmadığı için kara delikleri göremiyoruz. Dolayısıyla varlıkları ancak çekim güçlerinin çevresindeki cisimlere yaptıkları etkiden belirleniyor. Başka bir yol ise, gökadaların çeşitli yerlerinden neşredilen X ışınlarının miktarını ölçmek. NASA’nın Çandra teleskopunun ölçümleri Samanyolunun çekirdeğinden hiç X ışını gelmediğini gösteriyor. Gökbilimcilere göre, bu, merkezdeki bir kara deliğin X ışınlarını emdiği anlamına geliyor. Amerikalı ve Japon uzmanlara göre, Çandra teleskopu, bir süre önce bu çemberde son derece parlak fakat kısa süren bir ışık gördü. Ekip uzmanlarından Frederik Baganoff, ışığı şöyle izah ediyor: “Işığın enerjisi 50 güneşin çıkardığı enerjiden daha fazlaydı. Buna rağmen sadece üç saat sürdü. Aynı yer daha sonra tekrar karanlığa gömüldü.”

Gökbilimcilere göre, bu ışığın kaynağı kara deliğin içine emilen, en az Güneş büyüklüğündeki bir yıldızdı. Daha doğrusu can cekişen bir yıldızın son çırpıntılarıydı. 3 saat boyunca parıldayan ve parıltı doruktayken 10 dakika aralarla sönme belirtileri gösteren ve birden ortadan kaybolan yıldız karadeliğin girdabına kapılıp gitti. Samanyolunun merkezindeki kara deliğin ağırlık ve yoğunluğunun 2 buçuk milyon güneşe eşit olduğu sanılıyor. Kara deliğe düşen maddelere ne olduğu konsunda çeşitli tezler var. Bunlardan birisi, kara deliğe düşen bir cismin, ister gezegen olsun ister uzay aracı, korkunç çekim altında ezilerek kitleye eklendiği yolunda. Başka bir kurama göre ise, kara deliğe düşen cisimler evrenin başka bir noktasından dışarı püskürtülüyor.